Aldatan insan, acınası bir enkazdır aslında. Onun yardıma ihtiyacı vardır. Çünkü eski hayatından kopacak kadar gücü, yepyeni bir hayat kurmaya yetecek kadar da cesareti yoktur. O aslında ne vardır, ne de yoktur. Günlük mutluluklarla teselli eder kendisini. Hep kaçarak yaşar… Hep yakalanma korkusuyla adım atar. Bunun adına da “yaşamak” der…
Korkak bir insan ne kadar mutlu olursa, ya da kaçarak bir insan ne kadar huzurlu olabilirse, aldatan insan da o kadar mutlu ve o kadar huzurludur işte.
Ona yardım etmek gerekir. Onun yardıma ihtiyacı vardır çünkü.
O cesur deseniz cesur değildir, güçlü deseniz güçlü değildir. Onu tehdit edebileceğiniz o kadar çok şey vardır ki… Onun duyguları herkesin izinsizce girip çıkabildiği kontrolsüz bir oda gibidir.
Peki, bütün bunlara rağmen neden aldatır insan?
Çünkü, kendisi de aldatıldığı için yapar bunu… Kendi duyguları onu aldatmıştır. Hayatının karmakarışık zincirleme reaksiyonları, kendi benliğinden uzaklaştırıp, acımasızca aldatmıştır. Muhtemelen de intikam almak ister aldatırken.
Peki, kimden intikam alır aldatan insan…
Tabii ki, kendisinden…